Son Eklenenler

Hikaye Gibi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikaye Gibi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Eylül 2012

Gülümse

Hayat herkesi yorar. Ben de yoruldum. Hiç yılmam sanırdım. Bir süreliğine çekilip köşeme, dinledim kendimi. Yaşadıklarımın, hatalarımın, isteklerimin dökümünü yaptım. Zararda çıktım. Düşündüm ki kâr diye nitelediklerimiz zaten kendini kolay farkettirmeyen şeyler. Aramaya koyuldum. Anka kuşunu arar gibi aradım durdum. Yol hep uzun ve karışık. Yolda karşılaştıklarımın dertlerine ortak oldum. Gülümsemeleri bana yetti. Hem değil midir ki o gülümseme getirir bize mutluluğu. Mutluluğu aradım. Mutsuzluktan kaçtım. Kaçarken düşünmedim hedefi. Aynı buraya yazıyor gibi koştum, koştum koştum. Koşan başka birine rastladım. Beraber koştuk. Koşarken eğlendik, durduk, dinlendik. Birbirimize gülümsedik. Bir daha görüşemedik. Hep o gülümseme kaldı aklımda. Aramaya koyuldum. Yol hep uzun ve karışık. Yolda karşılaştıklarımın dertlerine ortak oldum. Gülümsemeleri bana yetti.

25 Haziran 2009

Kıyıda


Başını kaldırdı. Önündeki uçsuz bucaksız maviliğe baktı. Dalgalar ağır ağır vuruyordu. Düşündü. Tüm gün, yaptıklarını düşündü ve aklında kalan koca bir hiçti. Tek yaptığı gündoğumundan beri, şu an bulunduğu kayalıkta oturmaktaydı.
Gece uyku tutmamış, o da kendini sahile atmıştı. Günün ilk ışıklarıyla birlikte, karşıya yolcu taşıyan motorlar işlemeye ve insanlar günlük hayatın karmaşasına başlamıştı. Kimisi aceleyle, motora yetişebilmek için koşuyor; kimisi oturmuş, çayından ilk yudumu alıyordu. Peki ya o?
O, hayatının son beş yılını düşünüyordu. Ne fırtınalar atlatmıştı! Kimlere karşı gelmemişti ki! Sonuçta şimdi burada yalnız başına oturuyordu. Yalnız.
Başını kaldırdı. Önündeki uçsuz bucaksız maviliğe daldı. Dalgalar hırçınlaşmıştı. Düşündü. Yıllar boyunca yaptıklarını düşündü ve anladı ki geçen sadece zamandı.

12/06/2009 ~ 20:09
Çanakkale

15 Haziran 2009

Ayrılık




Saat geceyarısına yaklaşırken boş peronda sesi duyuldu muavinin:
-İstanbul yolcusu kalmasın!
Tam bu anda genç çift tutkuyla birbirine sarıldı. Hiç bitmesin istenen bir kucaklaşmaydı bu. Boyunlarını kokladılar birbirlerinin. Başlarını hafifçe kaldırdıklarında gözleri birbirlerine değdi. İki ruh değmişti birbirine, gözler aracılığıyla. Daha sıkı sarıldılar. Biliyorlardı ki, biraz daha baksalar gözlerinin içine ikisi de tutamayacaklardı gözyaşlarını. Erkek kızın sırtında gezdirdi elini. Hafifçe. Adeta kırılgan bir tanrıça heykeline dokunur gibi. Kız erkeğin boynunu öpmeye başladı, küçük bir çocuğu öper gibi. Şefkatle, aşk dolu. Erkek kızın dudaklarına yöneldi. Başını yana kaçırdı kız.
Olmamalıydı bu son öpücük. Onu delice öpmek istemesine rağmen tutmalıydı kendini. Dudaklarını sonsuza dek mühürlemişti çünkü. Yoksa geri kalan hayatı boyunca yanacaktı dudakları ardında bıraktığı aşkın ateşiyle.
Yavaşça vücutları ayrılırken birbirinden, kız kollarını oğlanın boynuna doladıç Yine birbirlerine bakmadan ve tek kelime etmeden bir süre öylece kaldılar. Sonra ağır ağır uzaklaştı omuzları.
Ayrılık vakti yaklaşmıştı. Kız şiddetle sarıldı erkeğe ve daha karşısındaki kollarını saramadan ayrıldı, arkasını döndü ve gitti. Giderken yanağından damlalar süzülüyordu.
Erkek, otobüsün ayrılışını izledi, hareketsizce, donuk gözlerle. Sadece baktı. Yüzünün kıvrımları, gözyaşlarının içine aktığının kanıtı gibiydi.


11/06/2009 ~ 23:10
İzmir Otogarı


Fotoğrafın kaynağı

16 Nisan 2008

Soru - Cevap

- Beni seviyor musun?
- Seni seviyor muyum?