26 Şubat 2011 Cumartesi

//

Fazla konuşasım yok bugün , aruzlarla , teşbih-i beliğ'lerle , birazcık Shakespeare'le ucundan Capulet'lerin dillere destan güzeliyle anlatasım var içimden geçenleri . 

bana romeo'mu ver; sonra öldüğünde
al da küçük yıldızlara böl onu;
onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki,
bütün dünya gönül verip geceye,
tapmayacaktır artık o muhteşem güneşe.


demiş namıdeğer jülyet, fazla söze gerek var mı ki ?



terry

Şu sıralar sıklıkça adından söz edilen fotoğrafçılardan biri şüphesiz Terry Richardson. Ünlülerle yaptığı portre çalışmaları şahsi fikrimce oldukça başarılı.

İnsanları en doğal halleriyle, yüzlerinde yapmacık bir ifade olmadan yakalayabilen nadide sanatçılardan.







25 Şubat 2011 Cuma

mistır daktır

Amerika'da yapılan bir ankete göre kadınların %53'ü doktor erkekleri son derece seksi ve karşı konulmaz buluyorlarmış. Bunu okuyunca aklıma eşsiz ülkemizin yine eşsiz devlet hastaneleri ve fevkaladenin fevkindeki doktorları geldi. Geldikleri gibi de gittiler. 

Zihnimde uyunan ikinci "doktor" imajı, Justin Chambers'tan başkası değildi tabiki. Her perşembe akşamı elimde kahvemle koltuğa gömülüp Dr.Alex Karev karakterini nasıl da çekici-tatlı-çocuksu-seksi oynayışını izlerim bu muhteşem adamın. 

Justin.
Come and get me. 


ahakhak

serendipity = mutluluk 
mutluluk = kahkaha
yani


KAHKAHA = SERENDIPITY
gülelim, güldürelim dostlarım! "Hayat bize limonlar sunduğunda" ışık hızıyla bir şişe tekila ve tuzla dibinde bitelim.


Bana gülelim
Sana gülelim
Ona gülelim
Bize gülelim
Size gülelim
Onlara gülelim
-elim
-lim
-im
-m





20 Şubat 2011 Pazar

nail

Fine arts. Belle arti. Güzel sanatlar. Hangi dilde söylersek söyleyelim tüm dünyanın kabul ettiği bir gerçek ortada : sanat güzeldir. Ve yavaş yavaş , sanat , hayatımıza dahil oluyor. Günümüz teknolojisinin belki de en yararlı fonksiyonu böylesine güzel, böylesine kendimizi iyi hissettiren birşeyi, hayatımıza sokması. 

Özellikle biz kadınlar için görsel sanatın en yeni hali , gerçektende "parmaklarımızın ucunda". Basit bir french manicure'un nihayet tarih sayfalarına gömüleceği ve adeta bir sanat parçası olan oje tasarımlarının sadece moda şovlarına tıkışıp kalmayacağı günler yakında , belki de geldi , burda !  













r.j.

tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi,
yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan:
biz dönünceye dek siz parıldayın diye.
gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde;
utandırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı.
gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı.
öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte
gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı.



kşa




Aşk'a aşık olmak nedir bilir misiniz ? 
Ben çok iyi bilirim , zira kendimi bildim bileli böyleyim . 
Dünya üzerinde Aşk'tan başka beni bu kadar derinden etkileyen , tutkusuyla başımı döndüren , serendipity'i arzulatan başka bir his olduğunu sanmıyorum . İki insanın birbirlerini sadece biliçaltlarıyla çekmesi ve - adeta yarın yokmuşçasına - şiddetle istemeleri , "sen - ben" ayrımı yapmadan "biz" olmayı başarabilmeleri beni her seferinde büyüleyen bir olgu. 


Bu yüzden , dostlarım , size benden naçizane bir öğüt : Her depresif olduğunuzda sevin , sevilin , sevişin . Farkı anlayacaksınız . 

19 Şubat 2011 Cumartesi

idol


 Bazı insanlar vardır, gördüğünüz anda içinizde bir parıltı uyandırır. Yoo - ilk görüşte aşk saçmalığından bahsetmeyeceğim , en azından bugün. İçinizde uyanan pırıltının sorumlusu kişi, özgüveniyle, sıcaklığıyla belki de dışardan hiç de belli olmayan bir yeriyle sizin tıpatıp eşinizdir. İşte bu bahsettiğim "idol" insanlardan ilk aklıma gelen isim marjinal bir gençlik dizisiyle evlerimize gelen Leighton Meester. Her erkeğin baktıkça bakası gelen , her kadının imrendiği "plastik olmayan" , nadide güzellik . 

tercümedilemez

  Gizemliliği severim. Herşeyin gizemlisi daha çekicidir, bunu kabul etmek gerek. Bu yüzdendir "icraat"tan önce bakışmalar, zor kızı oynamalar.. Hayatım boyunca, çevresindeki herkese her bir şeyini anlatan derin görünümlü lakin oldukça sığ kızlardan olmadım. Başımdan geçen her olayı, hislerimi öyle kolay kolay kelimelere döken bir insan olamadım hiç bir zaman. Çekinmeden herşeyi anlatabildiğim bir dostum var gerçi , bu yüzden ,  tanrılara şükürler olsun , kendimi çok şanslı hissediyorum. 


Hayat felsefem aynı blog'umun başlığındaki gibi , "serendipity" . Serendipity, dünya üzerinde kendimi en ait hissettiğim ülkenin dilinde , yani İngilizce'de ,  "tercüme edilmesi en zor 10 kelime" listesinde üst sıralarda bulunuyor. Türkçemizdeki naçizane çevirisi "beklenmedik şeyleri tesadüfen bulma yeteneği" ancak bu çeviri , koca bir kitabın önsözü gibi bir şey. Genel bir bilgi veriyor ama tüm soru işaretlerini silmiyor , biz fark etmesek de bizi içine çekiyor. Blog yayınlarım içerisinde sıkça bu düşünce biçminden söz edeceğim için bu güzel sözcüğün İngilizce halini , yani "Serendipity" kelimesini kullanacağım. Kısa ve öz. 


Bol "serendipity"li günler sevgililerim.