nihayet yılbaşı ağacımı süslemeye karar verdim, süslerin bulunduğu kutuyu ortaya çıkarıp,
bu yaz annemden gelen, bence evin en değerli hazinelerinden biri olan ,
dikiş kutusunu da önüme aldım, bakalım içinden neler çıkacak merakıyla.
dikiş kutusunun kendisi ayrı bir postu hak ediyor. ileride kendisi ile tanışacaksınız.
içinden çıkan düğme kutusunu açtım , düğmeleri kullanabileceğimi düşündüm.
ve düğme kutusu ile işe başladım. bu bir tütün kutusu oldukça eski.
kutunun hikayesi yok, çünkü eve nasıl geldi hatırlayan yok.
kutudan düğmeleri çıkarınca içine geçen yıl kendi ellerimle yaptığım kumaş süsleri koydum...
düğmeleri kavanozun dibine yerleştirmek için kullandım, bazı düğmeler kar tanesi gibiydi.
diğer malzemeler doğadan, fıstık çamı dalları,
ateş dikeni çiçekleri yada meyveleri ne denirse.
kavanoz süsleniverdi, bu kadar güzel doğal malzeme olunca güzelde oldu.
sonra evde koyacak yer aramaya başladım.
tahta makaralar, dantel parçaları ve kar şekilli düğmeler,
dikiş kutusu hazinemden çıkanlar.
şu yılbaşı süsleri çok güzel oluyor, sihirli mi acaba bir şeyler...
en uygun köşe, babaannemden kalan koltuğun yanı gibi geldi bana.
ben bu koltuklarla büyüdüm 50 yıl oldu, benden öncesi de var,
koltuklar sanırım 60-65 yaşındalar.
döşemeleri de yıllar içinde bir çok kez değişti.
Datça' da ki hayatım ve evim aslın da geçmişe ve aileye ait irili- ufaklı eşyanın toplandığı yer oldu...
antika eşyalardan pek anlamam ama ailenin izleri ve anıları olması çok hoşuma gidiyor.
çocukluğum da, bu ahşap kollu berjerlerin tepesinde çok zıplamıştım.